Türkçe | English
Ara
Tütüncü Mehmet Efendi Caddesi, No.60 Göztepe/Kadıköy/İstanbul info@akuterapist.com Tel:+90(216) 360 7303

Çocuklarda Alt Islatma

Çocuğun nörolojik gelişimi nasıldır? İnsan diğer canlıların aksine yavaş gelişen bir varlıktır. Diğer canlılar neredeyse doğar doğmaz yürüyebilirken insan yavrusu doğduktan ancak bir yıl kadar sonra ilk adımını atabilir. İnsanın gelişiminin ilk yıllarına ait iki temel kavram vardır. Birincisi büyümedir ve daha.. tamamı için tıklayınız.

Çocuğun nörolojik gelişimi nasıldır?

İnsan diğer canlıların aksine yavaş gelişen bir varlıktır. Diğer canlılar neredeyse doğar doğmaz yürüyebilirken insan yavrusu doğduktan ancak bir yıl kadar sonra ilk adımını atabilir.

İnsanın gelişiminin ilk yıllarına ait iki temel kavram vardır. Birincisi büyümedir ve daha çok ağırlıkça artmayı ifade eder. ikincisi ise gelişmedir, özellikle sinir sisteminin vücuda hakim oluşunu ifade eder.

İnsanın sinir siteminin vücuda hakim oluşunun bariz aşamaları vardır. Bu aşamaların arasında belirgin farklar ve geçiş süreçleri vardır. En yavaş gelişen sistemlerden birisi de sinir sistemidir.
 


Bebekte nörolojik kontrol mekanizmasının ilk belirgin aşamaları boynunu dik tutabilme ve dik oturabilmedir. Son aşamaları ise dışkılama ve idrar kontrolüdür. Özellikle idrar kontrolü bu aşamaların sonuncusudur.



Bazen nörolojik gelişim genetik olarak yavaştır. Bazen de araya psikolojik travma gibi yavaşlatıcı bir neden girer. Çocuğun idrar kontrolü zorlaşır ve gecikir. Özellikle uykudayken yatağı ıslatma sorunu olur.
 


Normal nörolojik gelişimi olan bir çocuğun yedi yaşından sonra yatağı ıslatmaması beklenir. Yedi yaşından sonraya sarkan yatak ıslatma sorunu tedavi gerektirir.


 

Akupunktur yeterince etkili midir?

Bu sorun akupunkturla rahatlıkla çözülebilir bir sorundur. Tedavide genellikle lazer kullanılır. Çocuk bu yöntemle yapılan tedavide herhangi bir ağrı hissetmez. Çocukların bünyesinin tedaviye tepkisi erişkine oranla daha hızlıdır. Genellikle 6-10 seansta beklenen etki elde edilir.

 

 

Tansiyon

Yüksek Tansiyonun Akupunkturla Tedavisi   Beynimiz vücudumuzu hemen her açıdan sürekli olarak denetler, değerlendirir. Genetik verilerle yaşamsal deneyimleri buluşturur ve tüm değerlerin 'normal'lerini belirler. Devamında ise vücudumuzu belirlenmiş bu değerlere göre düzenleyerek.. tamamı için tıklayınız.

Yüksek Tansiyonun Akupunkturla Tedavisi
 

Beynimiz vücudumuzu hemen her açıdan sürekli olarak denetler, değerlendirir. Genetik verilerle yaşamsal deneyimleri buluşturur ve tüm değerlerin 'normal'lerini belirler. Devamında ise vücudumuzu belirlenmiş bu değerlere göre düzenleyerek dengede tutmaya çalışır. Kilomuz, vücut ısımız, kan şekerimiz, kandaki kalsiyum, tuz, potasyum gibi onlarca maddenin düzeyi düzenli olarak denetlenir. Sinirsel ve hormonal mekanizmalar yardımıyla denetim sonuçlarına tepki verilir. Böylece vücudumuzda 'homeostazis' olarak da bilinen hayati öneme sahip denge sağlanır.


İşte insan beyninin bu denge algısında veya denge düzeyi olarak belirlediği ölçü kriterlerinde bir sapma meydana gelecek olursa vücutta problemler oluşmaya başlar. Bu durum bir çok kronik hastalığın arkasındaki en temel nedeni oluşturur.
 


Eğer beynimiz kan basıncımızın normalini 160 /90 mmHg (16 /9) olarak belirlemişse biz ne yaparsak yapalım, neyi kullanırsak kullanalım etkisi geçer geçmez tekrar kan basıncını bu belirlediği düzeye, yani 16'ya 9 seviyesine çekecektir.



Hipertansiyon nedir, akupunkturun hipertansiyon üzerindeki etkinliği nasıl açıklanabilir?

Yüksek Tansiyonun Akupunkturla Tedavisi

 

Yapılması gereken beynin bu algı ve değerlendirme sorununu çözümlemektir. Akupunkturla yapılan tedavinin en önemli bölümünü de bu düzenleme  oluşturur. Diğer taraftan yapılan tedaviyle kan damarları rahatlatılır, böbreklerin çalışması da düzenlenir.


Yaklaşık 12 seanslık bir tedaviden sonra hasta tedavi öncesine göre daha huzurlu, kan basıncı, yani tansiyonu ilaç kullanmadığı halde normal sınırlarda seyreden biri olarak hayatına devam eder. Tedaviden 1 yıl kadar sonra, ilk yapılan tedavinin dörtte biri kadarlık bir tedaviyle beyne hatırlatma yapılır ve tedavi süreci sona erer ya da duruma göre seanslar seyrekleştirilerek tedaviye bir süre devam edilir.

 

Dr. Mehmet Salih Özaytürk

 

Tüp Bebek Tedavisinde Akupunktur

Akupunktur üzerine yapılan çalışmalar, akupunktur tedavisinin kılcal damar dolaşımını artırdığını göstermiştir. Aynı zamanda hücre beslenmesini destekleyerek hücrenin bölünmesini de kolaylaştırdığı, bu nedenle yara iyileşmesini çabuklaştırdığı yapılan gözlemlerde yer almıştır. Akupunktur.. tamamı için tıklayınız.

Akupunktur üzerine yapılan çalışmalar, akupunktur tedavisinin kılcal damar dolaşımını artırdığını göstermiştir. Aynı zamanda hücre beslenmesini destekleyerek hücrenin bölünmesini de kolaylaştırdığı, bu nedenle yara iyileşmesini çabuklaştırdığı yapılan gözlemlerde yer almıştır.

Akupunktur hücre bölünmesini desteklerken, hücrenin aslına uygun hal alarak normalleşmesine de katkıda bulunduğu için hücre bölünmeleri kötücül değil, tümüyle sağlıklıdır.

Akupunkturun bu etkileri rahim dokusu üzerinde bir araya getirildiğinde laboratuvar şartlarında oluşturulan embriyonun anne adayının rahmine tutunma olasılığını artıracağı aşikardır. Eğer akupunktur tedavisi embriyonun anne rahmine yerleştirilmesinden sonra da devam edecek olursa, embriyonun sağlıklı bir şekilde bölünmesini de destekleyecektir.

Bu nedenle, akupunktur tedavisi embriyo transferinden birkaç hafta önce başlamalı ve anne adayının sağlığı elverirse zorunlu dinlenme döneminden hemen sonrada da devam etmelidir. Tedavi duruma göre haftada 2-4 seans aralığında yapılabilir.

Menopoz Sendromu

Menopoz & Akupunktur I Menopoz sonrasında görülen terleme, sıcak basması gibi şikayetlerin akupunkturla giderilmesi üzerine bir konuşma.   Menopoz nedir? Aylık ritimler olarak devam eden adet döngüsünün sona ermesidir. En az 12 aylık bir dönemde hiç adet.. tamamı için tıklayınız.

Menopoz & Akupunktur I



Menopoz sonrasında görülen terleme, sıcak basması gibi şikayetlerin akupunkturla giderilmesi üzerine bir konuşma.


 

Menopoz nedir?

Aylık ritimler olarak devam eden adet döngüsünün sona ermesidir. En az 12 aylık bir dönemde hiç adet görülmediyse menopoz gerçekleşmiştir. Böyle bir dönemden önce 3-5 yıl kadar süren geçiş dönemi olur. Bu dönemde adet döngüsü aksamaya başlar. Yumurtalık hormon üretimi azalır ve hipofiz hormonları kontrolsüz bir şekilde artar.

 

Hangi semptomlar oluşur?

Hipofiz hormonlarının kontrolsüz artışına paralel olarak sıcak basmaları, terleme, fenalık hissi, kalabalığa ve strese tahammülsüzlük gibi ruhsal ve bedensel yakınmalar oluşur. Bunların tümüne psikosomatik semptomlar bütünü, ya da menopoz sendromu denir.

 

Menopoz sendromu çözülmesi gereken bir sorun mudur?

Eğer tahammül edilebiliyorsa, hamilelikteki bulantılar gibi, araç tutması gibi menopoz sendromu da fizyolojik bir durumdur, bir hastalık değildir. Eğer süreç kişinin katlanamayacağı kadar sıkıntılı geçiyorsa, kâr ve zarar kıyası yapılarak bazı ilaçlar verilebilir. Ancak bu ilaçların rahim kanseri ve meme kanseri riskini artırdığı, unutulmaması gereken en önemli şeydir.

 

Menopoz sendromunda akupunktur yardımcı olabilir mi?

Akupunktur, menopoz geçiş sürecinde yaşanan hormonal değişikliklere bağlı şikayetlerin normalleşmesi için muhteşem bir uygulamadır. Menopoz sürecinde vücutta uyum sorunu yaşanan yeni bir durum vardır. Akupunktur ise uyum sorunlarında vücudu rahatlatan, yeni bir dengenin oluşumu için uyaran bir yöntemdir. Tedavi sonrasında terlemeler azalır ve sıcak basmaları tahammül edilebilir bir hal alır. 5- 6 haftalık kür tedavisinden sonra seyrelen dokunuşlarla tedavi süreci tamamlanır.

 

Dr. Mehmet Salih Özaytürk

 


Menopoz & Akupunktur II



Menopoz sonrasında görülen terleme, sıcak basması gibi şikayetlerin akupunkturla giderilmesi üzerine bir konuşma.

Tinnitus, ya da Sessizliğin Sesi

"Sessizliğin sesi" olarak da adlandırabileceğim 'tinnitus'un nedenleri içerisinde en fark edilemeyeni işte bu işitme kayıplarıdır. Örnekleyerek açacak olursam, tıpta bu duruma benzeyen bir rahatsızlık daha vardır. Bu rahatsızlık, herhangi bir nedenle kol ya da bacakları ampüte edilen, yani uzuvları kesilen.. tamamı için tıklayınız.

"Sessizliğin sesi" olarak da adlandırabileceğim 'tinnitus'un nedenleri içerisinde en fark edilemeyeni işte bu işitme kayıplarıdır. Örnekleyerek açacak olursam, tıpta bu duruma benzeyen bir rahatsızlık daha vardır. Bu rahatsızlık, herhangi bir nedenle kol ya da bacakları ampüte edilen, yani uzuvları kesilen insanların, bu kesik uzuvlarının olmayan varlığını ciddi bir ağrı eşliğinde hissetmeleridir ki tıptaki adı 'fantom ağrıları'dır.

Bazen mikrofonlu ses sistemlerinde de görülen ses rezonansına benzer şekilde, beynimiz alışık olmadığı bu sessizliğin yerini saf ve devamlı bir sesle doldurur. Biz bunu kulak çınlaması olarak algılarız. Eğer işitme kaybı bir şekilde giderilecek olursa, beynin bu çözümsüz çabası da kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

Bizim kliniğimizde yaptığımız tedavi yöntemi bu mantık üzerine kuruludur: Sineklerle savaşmak anlamsızdır, bataklık kurutulmalıdır. Akupunktur tedavi yöntemiyle hastanın gerileyen özel işitme sorunu özenle ve başarıyla düzeltilir. Böylece hem fark edilen veya fark edilemeyen işitme sorunları düzeltilir hem de kulak çınlaması temelli ortadan kaldırılır.

A A
Her hakkı mahfuzdur © 2008 Akuterapist
Tasarım deSen